08 Kasım 2009 Pazar

biz buraya taşındık

http://mahalleninbaskisi.blogspot.com/

06 Kasım 2009 Cuma

veda hutbesi...

Uzun zamandır, bir şeyler karalamaya çalıştığım bu blog artık görevini tamamlamış bulunmaktadır. Her güzel şey gibi bu blog'un dolayısıyla bu mevzunun sonunun gelmesi gerekmektedir. Bu güzel hizmet sayesinde ben deniz güzel insan en azından söylediklerimizi her zamanki gibi atmosfere karıştırmadık, fiziksel manada da bir şeyler oluşturduk. Burada yazdıklarımızı bazen on beş yıllık arkadaşlarımız anlayabildi , bazen yüzünü hiç görmediğimiz, samimiyetine güvendiğimiz, henüz aynı oksijeni soluyamadığımız dostlarımız. Okuduk , yazdık , eğlendik, paylaştık , ağladık, yorumlar getirdik, bir şeyler götürdük, sinerjik bir etki yarattık, yükümüzü hafiflettik. Başta siboreta , venüs , semmy olamak üzere ve tüm iyi dileklerini yansıtan, yansıtmaya çalışan , ve ya yansıtamadan toprağa gömülen herkese teşekkürler. bu bir son değil bir başlangıçtır.
daha önce de blogta belirttiğim gibi " güneşin batışına üzülmeden , gecenin keyfini çıkartmak gerekir"

03 Kasım 2009 Salı

yatmakla , yatmamak arasındaki sırat köprüsünde güneşin doğmak üzere olduğunu hissedersin ya, bir sigara daha yakarsın
"anı yaşamak için bu yeni günün şerefine"
yüzlerce kar tanesi düştü bu gün üzerime , kimi öptü yanağımdan kimi senden bir şeyler getirdi bana. her biri farklı bir harf fısıldadı kulağıma, zamanında senin pencereden haykırdıklarından...

02 Kasım 2009 Pazartesi

kalıntı

Sevgimiz mi bitmişti yoksa umutlar mı tükenmişti bilinmez..

Gerçi hiç biri yokluğu değiştirmez..Oysa hiç gitmezsin sanmıştım ya da beni buna inandırmıştın..Gittiğinde o kadar acıdı ki canım, bu acıyla yaşamaya alıştım.Elim gibi sensizlik, kolum gibi..Yokluğunu biliyorum da sıradanmış gibi davranıyorum. Olası bir durum sanki, zaten böyle gelmiş böyle gider mantığıyla..

Cümleler kuruyorum bazen sana..Genellikle keşke ile başlayıp, göz yaşıyla bitten.. Sonra camı açıp gökyüzüne savuruyorum cümlelerimi..Ne de olsa, kurulan hiç bir cümle yok olmuyor..İstiyorum ki onlarda havada asılı kalsın, belki bir gün aşk sözcüklerimizle karşılaşırlar, utanırlar taşıdıkları manalara diye..

Dedim ya bu acıyla yaşamaya alıştım. Çok da zor değil aslında. Mesela; kirli sakallarını çok severdim ya, düşünmüyorum onları zaten sen hep sakalsız gezerdin ya hiç görmemişim kabul ediyorum..Mahallenden geçmiyorum mesela. Bu şehirde öyle bir yer yok.. Hiç geçmedim oradan..Görmedim.. Tanımadım..Sen de hiç orda yaşamadın zaten..Kız kulesine merakım yok artık.. Sanki seninle orda hiç olmayacaktık..Hiç duymadım adını.. Hiç görmedim ve hayatım boyunca görsem bile hiç bir zaman bana aynı anlamı ifade etmeyecek bir yer olarak düşünüyorum..

Çok da zor değilmiş sensizlik..Seninle olmaktan daha bile kolay sayılabilir. Yalnız akşamları saymazsak..Kendime bile anlatamadığım yalnızlığımı, sana nasıl açıklıyacağımı düşünmüyorum mesela. Gerçi sen zaten bunun hep öğrenilmiş bir yalnızlık olduğunu düşünürdün ya neyse..

Öyle işte bitanem..

Özlüyorum seni..

Yokluğun büyük bir boşluk bıraktı bana ve en acısı da tedbir-i mekanda ferahlık yokmuş aslında..

Neyse, dedim ya alıştım ben yokluğuna..

Sen takma beni kafana..

Yolundan alıkoymayayım seni..

...............................................

yazan ben olmamama rağmen benim yazımdır...


Kulak verin sözlerime iyice,
Herkes öldürebilir sevdiğini
Kimi bir bakışıyla yapar bunu,
Kimi dalkavukça sözlerle,
Korkaklar öpücük ile öldürür,
Yürekliler kılıç darbeleriyle!

demiş şair ve ekledim

Kimi umursamaz tavırlarıyla,
Kimi bencil mantığıyla,
Bazıları da kokusuyla yapar bunu,
Kimi içine attığı cümleleriyle,
Kimi yoktan yere,
Kolayca öldürebilir sevdiğini

Ben çok çıktım mezardan,
her seferinde toprağımı
ellerimle temizledim üstümden
her seferinde tekrar attı üstüme biri,
kefen biçti kaliteli amerikan bezinden
bana...
hani ne ekersek onu biçerdik ?
bizim tarlamızı devlet istimlak etmiş çoktan...

01 Kasım 2009 Pazar

siz bizi nasıl anlayabilirsiniz ki ?
biz salçalı ekmekle büyüdük